TÜRK HALK MÜZİĞİ KIRIK HAVA TÜRLERİ, BİÇİMLERİ VE DİĞER REPERTUA

 HALAY
Halk ağzında halay, haley, aley, halley gibi söyleyişleri de olan halaylar, Orta Anadolu’dan başlayarak Doğu Anadolu’ya ve Güney-Doğu Anadolu’ya kadar uzanan bir sahada görülen en yaygın oyunlu halk müziği türlerimizdendir. Anadolu dışında Azerbaycan’ın Lenkeran ve Masllı bölgeleriyle, Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kuzey Irak sahasında da karşımıza çıkar.
Halaylar, daha ziyade gruplar halinde kadın, erkek ve kimi yerlerde de kadın-erkek bir arada oynanan oyunlu türkülerdir. Kimi yörelerde bağımsız ezgiler halinde, kimi yörelerde de birbirine bağlı, sıralı süit tarzında oynanarak seslendirilir. Sıralı seslendirmede ritmik, melodik değişimler, melodik köprüler, güfte değişimleri, konu değişimleri öve figüratif değişimler ortaya çıkar. Bu değişimlerin olduğu her bir iç bölümde, bir tempo farklılığı da olur. Halk ağzında bu tür bölümlemelere (geçişlere): ağırlama/ağırlaması, ikileme/ikilemesi, üçleme/üçlemesi, yanlama/yanlaması, hoplama/hoplaması, hoplatma/hoplatması, sıçrama/sıçraması, sıçratma/sıçratması, yelleme/yellemesi, yeldirme/yeldirmesi gibi adlar verilir. Bölümleri meydana getiren ezgiler, farklı ortamlarda, bağımsız ezgiler halinde de seslendirilir.

BAR
Yurdumuzun Erzurum, Kars, Gümüşhane, Bayburt, Ağrı gibi yörelerinde görülen kimi oyunlu türküler Bar olarak adlandırılır.
Bunlar da, kimi halaylar gibi, sıralı olarak, birbirine bağlı müziklerle oynanır. Ancak, barlar, bağımsız ezgi kuruluşları içinde, çoğunlukla tek bölümlü bir biçim yapısında olup, bu yönüyle, çok bölümlü kimi ezgilerden farklılık gösterir. Bölgede, ya baradı verilen ya da bir kelimeye bağlı olarak kullanılan barsöyleyişi; kullanıldığı alanlardaki müzik karakterleri yönünden, benzer ezgi biçimlerini ve tarzlarını çağrıştırmaz. Şehir muhitinde oynanan oyunlarla, kırsal alanlarda oynanan oyunlar da kısmen birbirinden farklıdır. Şehir, kasaba gibi yerleşik alanlarda kadın ve erkeklerin çoğunlukla ayrı ayrı, kırsal alanlarda ise, kimi zaman alaca ( kadın-erkek karışık) ya da yine aynı mekanda karşılıklı gruplar halinde bar veya oyun/müzik tarzı itibari ile benzeri olan oyunlar oynadıkları görülür. Buna bağlı olarak, bar ve benzeri oyunların, farklı alanlardaki repertuarları ile kadın ve erkek oyunlarının repertuarları çoğunlukla birbirinden farklıdır:
Başbar, İkinci Bar, Hançer Barı, Artvin Barı (Ata Barı), Köroğlu Barı, Nare, Naz Barı, Tamzara, Demirağa/Temirağa, Koçeri, Aşşahdan gelirem, Delikız, v.d. gibi oyunlu ezgiler, bölgenin başlıca bar çeşitleri olarak bilinir

DEME - ÇEVİRME
Kuzey-Doğu Anadolu Bölgesi’nin bilhassa Erzurum ve Kars gibi vilayetleri ve yakın çevresini içine alan bir sahanın oyunlu ezgileri arasında, nanay ya da yallı olarak adlandırılan vokal, vokal-enstrumantal ve kimi zaman da enstrumantal tarzdaki havaların özel bir yeri vardır.
Bunlar, çoğunlukla sözlü ve oyunlu eserlerdir. Cinsiyete dayalı ya da özel amaçlı gruplamalar yapılarak ve karşılıklı müzikli şiirler söylenerek, adeta eğlenceli bir yarışma yürütülür. Bu esnada gruplar, yanaşık düzende; yine çoğunlukla bulundukları çeşitli hareketlerle salınarak, oyunlarını oynarlar ve kimi zaman vokal olarak, kimi zaman da vokal-enstrumantal tarzda, türkülerini söylerler. Bu çeşit havaların en önemli özelliklerinden biri, genellikle oyuncuların içinde bulunan herhangi birisi tarafından seslendirilen güfte-bilhassa güftenin satırları içinde yer alan kelime grupları, satırların son kelimeleri, satırların son heceleri, satırlara bağlanan çeşitli terenümler ya da bir bütün olarak kıt’anın tamamı;grup ya da rakip grup tarafından belirli bir ton üzerinden-özellikle karar sesi, üçlüsü ya da dörtlüsü üzürinden-alınarak tekrarlanır. Bu esnada ilk sözü söyleyen kişi ya da grup, sözü uzatarak bitirir ve bu uygulama sınırsız ölçüde; oyuncuların söz söyleme yeteneklerine bağlı olarak oyun boyunca ya da yarışma boyunca sürdürülür.
Kimi kaynaklarda nanay/nanay havaları; şiir içinde geçen nanay terennümüne bağlanmaktadır. Yallılar da çoğunlukla, enstrumantal eserler olarak zikredilir. Ancak, halk ağzında nanay ve yallı terimlerinin birbirine karıştırıldığı ve bu tanımlamaların da yukarıda özelliklerini anlattığımız konuyu tam olarak karşılamadığı görülür. Buna karşılık Azerbaycan anonim halk sanatında yallılar, enstrumantal tarzda oyunlu ezgiler olarak bilinir. Karşılıklı söz söyleme esasına dayalı bu çeşitli oyunlu türkülere, civar yörelerde deme-çevirme adı da verilir.

HORON 
Doğu Karadeniz Bölgesinin Trabzon, Rize, Giresun illeri dahilinde ve tesiri altında kalan yakın alanlarda görülen, oyun müzik türlerini genel adıdır.
Kadın, erkek ya da alaca ( kadın-erkek bir arada ) oynanabilir. Açık ya da kapalı alanlarda, çoğunlukla kemençe, davul-zurna, tulum ya da kaval eşliğinde seslendirilir. Sözlü yada enstrumantal tarzda görülen horon havaları, genel bir söyleyişle ülke genelinde en hızlı tonlanan ritmik karaktere sahip ezgiler olarak dikkat çeker.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin horon karakterinde olan başka ezgi çeşitleri de vardır. sözgelimi, tıpkı aşık sanatında olduğu gibi, çoğunlukla kemence eşliğinde itricalen söz söyleyen ve bunu yöresel müzik kalıplarına döşeyerek ifade eden halk sanatkarlarının bir karşılık beklemeden okudukları türkülere atma türkü denir. Atma türkü, çoğunlukla dörtlükler halinde ( kimi zaman ikilik, üçlük beylik, altılık, sekizlik satırlardan meydana gelen kıt’alarla ), mani kafiyezinde ( ya da kendine has bir kafiye yapısı içerisinde. Zira; kıt’a içinde satır sayısı değiştike kafiye yapısı da değişir ) olur. Atma türkü söyleyenin, eğer bir rakibi varsa ve karışıklı söz söyleme ( yarışmasına ) havasına girişilmişse, buna atışma ya da karşı-beri adı verilir.
Bu gölgede, belirli bir konu etrafında, uzun manzumeler halinde, kıt’aların birbiri ardına bağlanarak, yine çoğunlukla kemençe eşliğinde söylenmesine ise destan denir. Bunlar, çoğunlukla mani dörtlüklerine dayalı olarak icra edilirler. bu çeşit destanların kimileri bir usul etrafında okunduğu gibi, kimileri de serbest bir ritmde okunabilir. Ayrıca, serbest ritmli bir ezgi ile ve serbest vezinli güftelerle okunan ve uzun uzadıya bir mensur anlatım hissi veren ve yörede yine destan olarak adlandırılan mahalli havalar da vardır. bu çeşit destanların da, ardına mani dörtlüklerinin bağlanması ve usullü bir kısma geçilmesine doğraması denir. Serbest ritmden usullü kısma geçiş ise düzerleme olarak adlandırılır.

ZEYBEK
Yurdumuzun Ege Bölgesi içinde yer alan, Teke Bölgesi’ni de içine alan ve Toroslara kadar uzanan bir sahanın karakteristik oyunlu türkülerinin başında Zeybekler gelir. Bunlar bir çeşit tarihin sis perdesi altında kalmış bir askeri disiplin, meydan okuma, yiğitlik, cesaret, savaşçılık gibi hamaset içeren duygularla çalınan ve oynanan müziklerdir. Daha ziyade bir kişi tarafında solo-adına tek oyun da denir-, ikili ya da gruplar halinde oynanan zeybekler, ağır zeybek, kıvrak zeybek gibi belli ölçüde oyun ve müzik temposuna bağlı olarak yapılan adlandırmalarla da tanımlanır.
Zeybek oyunları, çoğunlukla erkek oyunlarıdır. Kimi yörelerde kadınlar arasında bu oyunları oynayanlara da tesadüf edilir. Buna karşılık, zeybek karakterini andıran başka kadın oyunları da vardır.
Zeybekler, dokuz zamanlı periodlara bağlı oyunlardır. Başlıca zeybek çeşitleri: Harmandalı, Kerimoğlu, Kocaarap, İnce Mehmed, Gökçen Efem, Avşar Zeybeği, v.s...

SEYMEN HAVASI
Orta Anadolu ve Orta Karadeniz’de ( Ankara, Kastamonu, Safranbolu, Çankırı v.d.) görülen, zeybek karakterindeki kimi oyunlu ezgilere Seymen Havası adı verilir: Sepetçioğlu, Ankara Zeybeği (yörede böyle adlandırılıyor), Çıkabilsem şu yokuşun başına, Beyler bahçesi, Aç kapıyı ben geldim, Vara vara vardık bağa (Kolcu başı türküsü) v.d. gibi türküler, başlıca seymen havası çeşitlerindendir.

TEKE ZORTLATMASI
Teke Bölgesi’nde karşımıza çıkan oyunlu müzik türlerindendir. Bilhassa Burdur, Isparta, Denizli ve civar yörelerde yoğunluktadır. Ya kadınlar, ya da erkekler tarafından oynanır. Zeybek karakterinde görülmekle birlikte, teke zotlatmaları; hızlı tonlanan doğuz zamanlı oyunlar olarak değerlendirilebilir ve 16’lık birimlerle yazılır. Yörede dokuzun değişik tiplerinin kullanıldığı hızlı tonlanan başka oyunlar da vardır ve bunlara Dımıdan, Gakgili,Dattiri, gibi adlar verilir. Bu adlandırmalar, adeta, ritmik farklılığa ve oyun karakterlerine bağlı gibidir.

BENGİ
Ege Bölgesi’nde: Balıkesir ve Bursa yörelerinde karşılaştığımız zeybek karakterini andıran vokal-enstrumantal ya da enstrumantal tarzdaki oyunlu türkülerdir.

GÜVENDE
Balıkesir ve Bursa yörelerinde gördüğümüz bir kızım türkülü sıralı oyunlara Güvende denir.
Bunlar, eski Türk hamaset karakteri gösteren ve çoğunlukla erkekler tarafından oynanan oyunlu türkülerdir. Güvendelerde de, tıpkı halaylar gibi; çeşitli melodik köprülerle birbirine bağlanan bağımsız türküler, ağırdan hızlıya giden bir tempoda oynanırlar. Kadınlar arasında oynanan güvendeler de vardır.

MENGİ
Çukurova bölgesinde: İçel, sınırları içinde ve bilhassa Anamur, Silifke, Mut yörelerinde rastladığımız, dini ve din dışı karakterli oyunlu havalardır. Bir kızım mengiler, Alevi-Bektaşi inancına mensup yörükler, tahtacılar tarafından, semah karakterinde ve kısmen tasavvufi güftelerle de oynanır.

SEMAH
Alevi-Bektaşi inancını yansıtan ve bir çeşit ibadet müziği sayılan oyunlu bir tür. Daha ziyade bu inanca mensup aşıkların şiirleriyle seslendirilen semahlar, halk ağzında yörelere göre farklı söyleyişlerle de adlandırılır.
Semahlar, cem ya da muhabbet adı verilen zümre toplantılarında; en az iki kişi ay da kimi zaman daha çok kişi tarafından dönülürler. Semah dönenlere, çoğunlukla bağlama ya da bağlama tipinde olup da farklı adlandırılan tezeneli bir çalgı veya herhangi bir yaylı çalgı eşlik eder. Semah dönmeye; erkekler ve kadınlar ayrı ayrı veya bir arada kalkabilirler. Semahların vokal kısımları ise, zakir adı verilen bir kişi tarafından ya da toplu (cumhur) olarak seslendirilir.
Semahlar, Alevi-Bektaşi inancını taşıyan ve farklı coğrafyalara dağılmış bulunan insanlar arasında görülür. Semah türü ezgilere ülkemizin hemen her yöresinde rastlanabildiği gibi, ülkemizi dışında da bilhassa Balkanlarda, Ege Adalarında ve Doğu’da ülkemiz dışındaki kimi yerlerde de tesadüf edilir. Bu oyunlu ezgiler, tıpkı halaylarda olduğu gibi, ağırdan başlayıp gittikçe hızlanan bir tempoya sahiptirler. Tempo farklılığına dayalı bu icra karakteri, kimi zaman çeşitli adlar verilen iç bölümlemelerde de yer alır. Ancak, iç bölümlemeleri olan semahlarda, tempo farklılıkları yanında güfte değişimi-ki her güfte kimi zaman anonim halk edebiyatı tarzında, kimi zaman da aşık edebiyatı tarzın olur ve çoğunlukla üç kıt’adan meydana gelir-, usul ya da ritm değişimi, modülasyon (tonal değişim) ve en önemlisi harekete dayalı figüratif değişim gibi başka öğeler de görülür. Tek bölümlü semahlarda ise, değişim çoğunlukla tempodadır.
Semahlarda tesadüf ettiğimiz başlıca güfte şairleri; Pir Sultan, Pir Sultan Abdal, Abdal Pir Sultan, Abdal Musa, Kul Himmet, Kul Himmet Üstaim, Hatayi, v.b.

DEYİŞ
Deyiş: Halk ağzında söylemek, dile getirmek anlamlarında kullanılır. Aşık şiirinde; aşık tarzı anlatımlara dayalı konuların, yine aşık müziği geleneği içerisinde dile getirildiği örneklere de genel olarak deyiş denmektedir. (Bu genel söyleyiş,sonradan profesyonel müzik camiasına ve kamuya yayılmıştır).
Deyişlerde, toplumsal olaylar her yönü ile dile getirilir. Daha ziyade de, aşık şiirinin öğüt verici, yol gösterici konularını ve en önemlisi İslam kültürü ve felsefesini-dolayısıyla da, Alevi-Bektaşi yolu başta olmak üzere, inanç yollarının mistik-felsefi konularını içerir. Deyişler, çoğunlukla koşma tarz ve kafiyesinde karşımıza çıkar. Anonim Halk Müziği/Anonim Halk Şiiri örnekleri arasında da, deyişadı ile adlandırılan çeşitlere rastlamak mümkündür.
Halk arasında çeşitli konulara temas eden ya da müzik meclislerinde seslendiriliş amaç ve uygulamalarına göre özellik arz eden deyişlere, yine kullanıldığı yer ve amaca göre çeşitli isimler verilir.
Sözgelimi, Nevruz konusunu işleyen deyişlere Nevruz/Nevruziye; Miraç konusunu işleyen şiirlere Miraçlama veya Miraciye; Muhabbet coşkusunu –özellikle de dini coşkuyu-dile getiren ve Erzincan, Tunceli, Mlatya gibi yörelerde mahalli kalıp ezgiler eşliğinde söylenen deyişlere Coş(Cuş) Havası; Daha ziyade Sünni inancın dile getirildiği tekke tarzı müzikli şiirlere İlahi; Alevi-Bektaşi anancını dile getiren ilahi benzeri deyişlere Nefes; İki diz üstüne, iki elle ve bir anda belirli bir tempoda ve düzenli ritmik hareketlerle vurmak esasına dayanılarak okunan deyişlere Şaplak Havası (Erzincan,Malatya, Tunceli, Balıkesir v.s. gibi) adı verilir. Bu ve benzeri deyişlerin de kendi içinde çok sayıda çeşidi vardır ve ezgiler, ait olduğu/okunduğu yörelerin belirgin kalıp ezgilerine döşenerek, mahalli çalış ve okuma özelliklerine göre farklı kimlikte/kimliklerde olurlar.

KARŞILAMA
Yurdumuzun bilhassa Ordu ve Giresun yöreleriyle, bilhassa Trakya’nın hemen her tarafında, farklı karakterlerde görülen oyunlu müzik türlerindendir. Melodik kuruluş ritmik kuruluş ve en önemlisi oyun karakterleri yönünden birbirinden farklı olmakla birlikte, karşılamalar, çoğunlukla 9 zamanlı bir usul periyoduna sahiptirler. Bunlar, yörelere göre kadın, erkek ya da alaca (kadın-erkek bir arada) oynanabilen hareketli (yürük) ezgilerdir. Tekli, ikili, dörtlü ya da daha kalabalık gruplar halinde;çiftler tarafından oynandığında yüz yüze dönülmek suretiyle (karşılıklı) oynanır.

KOL HAVASI
Buradaki kol deyimi, Osmanlı dönemi içindeki güvenlik birimini ifade etmektedir. Sosyal yaşam içinde kimi zaman hoş karşılanmayan, kimi zaman kanun dışı sayılan, kimi zaman da şikayet konusu olan bireysel ya da toplu hareketlere müdahale etmek zorunda kalan kol güçleri, zaman zaman arzulanmayan üzücü olaylarla karşılaşmakta, silahlı çatışmalara girmekte ve neticede ölüm olayları meydana gelmektedir. Kaçakçılık ve sosyal yaşamı bozucu davranışlar, bu çeşit olayların meydana gelmesinde başlıca neden olarak görülür. İşte kimi türküler, bu çeşit olayları anlatır. Sözgelimi Ayıngacı Türküleri, bu çeşit konuları işler. Yurdumuzun, çeşitli yörelerinden derlenmiş bu çeşit türkülerden bazıları Oturak Havası tarzında ve vokal-enstrumantal olarak icra edilmekte, bazıları ise, oyun havası tarzında olup, çoğunlukla enstrumantal olarak icra edilmektedir. Sahada, Kol havası olarak adlandırılan oyunlu türkülerin/ezgilerin bir kısmında, oyunun sessizce ve gittikçe hafifleyen ve ardından da gittikçe kuvvetlenen bir nüans anlayışı içerisinde icra edilmesi, son derece dikkat çekici, karakteristik icra biçimlerinden biridir. Bu çeşit eserlerde, eserin herhangi bir yerinde hafiflemeye başlayan nüans kısmı: Kol’un- yani tehlikenin-yaklaşmakta olduğunu (mekanda bulunanların kendi anlayışlarına göre); kuvvetlenmeye başlayan nüanslar da kolun, bulunulan mekandan gittikçe uzaklaşmakta olduğunu ifade eder. Yine kimi yörelerde, içinde kol ya da kol baskınını anlatan kimi türkülere sadece baskın ya da baskın türküsü adı da verilir.

SÜRMELİ HAVASI
Üstad Nida Tüfekçi’nin Türk Halk Müziği genel repertuarına kazandırdığı türkü çeşitlerindendir.
Babası Hamdi Tüfekçi’den Nida Tüfekçi’ye intikal eden, uzun senkoplara dayalı taramalı tezenenin karakteristik bir özellik arz ettiği bu çeşit hava/havalar, halk müziğimizin en önde gelen muhabbet havalarındandır. Tüfekçi’nin deyimiyle Yozgat’ta Sürmeli olarak bilinen ezgi Sabahınan esen seher yeli mi mısrası ile başlayan ezgidir. Bu ezgi içinde geçen sürmeli, sürmelim gibi söyleyişler, muhtemelen, söz konusu ezgiye ad olmuştur.

YILDIZ HAVASI
Anadolu’nun çeşitli yörelerinde rastladığımız, çoğunlukla usullü türkü çeşitlerinden biridir. Kimi yörelerde ayaklı serbest ritmli bir karakterde ya da vokal serbest ritmli olarak da karşımıza çıkar.
Yıldız Havası denmesinin sebebi, türkü içinde anlatılır: Sarı yıldız, Mavi yıldız, evler yıkan, beller büken, kervan kıran gibi nitelemeler, türkünün dayandığı olay hakkında bizlere bilgi verir. Rivayete göre gökyüzünde parlayan yıldızın yarattığı aydınlıktan istifade ederek yoluna devam eden bir kervan, kendisine yol gösteren parlak yıldızın sönmesi ya da kaybolması sonucu yolunu şaşırarak helak olmuştur.
Kısaca Yıldız olarak da adlandırılan bu çeşit türküler, zaman içinde oyun havası olarak da müzik meclislerinde kullanılmış ve hemen hemen her yöreye yayılmıştır. Ah gine bugün yarelendim, ya da pek çok çeşidi bulunan Yıldız akşamdan doğarsın sözleriyle başlayan türküler, ilk akla gelen yıldız çeşitlerindendir. Yozgat’da bu sözle başlayan bir yıldız çeşitlemesi kol havası adlandırılmaktadır.

ZİL HAVASI
Yurdumuzun kimi yörelerinde zil havası ya da ziller havası olarak derlenen ve farklı yörelerden derlenmiş olsa da, birbirini andıran bir kalıp ezgi ile seslendirilen vokal-enstrumantal tarzda bir türkü çeşididir. Kimi yörelerde, oyunu da vardır ve zil takılarak oynanır. Adını, güfte içinde geçen zil kelimesinden alır ve türkü çoğunlukla Birini de yavrum birini/Takıver zillerin birini sizleri ile okunmaya başlanır. Beyitler halinde okunan güfte içinde zikredilen zil sayısı, her beyitte birer birer artırılarak sıralanır.

HORO/HORA
Bilhassa Trakya’da ve Balkanlara yayılan bir sahada, düz ritimlerle (2 veya 4 zamanlı) oynanan türkülere genel olarak verilen addır.






















Yorum Yaz